Listeler

İstanbul ‘a Gidip Uğramadan Dönmemeniz Gereken Yerler

Bu yazımızda İstanbul ‘a gidipte görmeniz, o havayı bir kez olsun tatmanız gereken yerleri inceleyeceğiz. Lafı fazla uzatmadan ilk yerimizle başlayalım.

[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”1″]Eminönü[/geo_headline]

Haliç’in batı kısmında yer alan Eminönü, önceden İstanbul’un ilçesi iken 7 Mart 2008 tarihinde Fatih ilçesine katılarak semt olmuştur.

Her yıl milyonlarca turistin ilk varış noktası ve konaklama yeri olarak tercih ettiği Eminönü ayrıca alışveriş veya hediyelik eşya denilince akla ilk gelen yerlerden birisidir.

Semtte; giyim, elektronik eşya ve kuyumcu gibi bir çok farklı dükkan bulabilirsiniz. Ayrıca acıktığınız zaman meydanında bulunan ünlü balık ekmek teknelerinin herhangi birinden ekmek arası yiyebilirsiniz. Bir de yanında turşu suyu fena gitmez 🙂

  • Giriş Ücreti : Giriş ücreti yoktur.
  • Konum bilgileri için tıklayın.
[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”2″]Galata Kulesi[/geo_headline]

Şehrin simgesi haline gelmiş olan Galata Kulesi, Bizans İmparatorluğu Anastasius Oilosuz tarafından inşa ettirilmiştir. Yapımı 528 yılında tamamlanan ahşap yapının günümüzdeki şeklini alması ise 1967 yılında gerçekleşmiştir.

70 metre uzunluğunda olan Galata Kulesi, günümüzde kahvaltı mekanı olarak ve şehrin manzarasını seyretmek için teras olarak kullanılmaktadır.

  • Galata Kulesi kahvaltı fiyatları için tıklayın.
  • Giriş Ücreti : Öğrenci : 7.5 ₺

Türk vatandaşlığına sahip olan herkese : 15 ₺

Yurt dışından gelen turistler için : 25 ₺

[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”3″]Kız Kulesi[/geo_headline]

İstanbul’un bir diğer sembolü olan Kız Kulesi’nin geçmişi 2500 yıl öncesine dayandığı söylenir. Hakkında çeşitli efsaneler bulunan bu yapının 5. yüzyılda Yunanlılar tarafından yapıldığı iddia ediliyor.

Kız Kulesi günümüze kadar; karantina hastanesi, radyo istasyonu, deniz feneri ve ticari gemilerden vergi toplamak gibi birçok amaç için kullanılmış.

Şimdilerde ziyaretçilerine 360 derecelik eşsiz boğaz manzarasını sunuyor. Günümüzde müze ve güzel bir restoran olarak kullanılıyor ve karşıya geçiş sahil tarafındaki ufak tekneler ile oluyor.

Ayrıca kulenin sahil kısmında bulunan yere serilmiş minderlere uzanarak; çay, simit, çekirdek ve nargile gibi hizmetlerden yararlanabilirsiniz.

  • Kız Kulesi efsanesi hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
  • Giriş Ücreti : 20 ₺
  • Konum bilgileri için tıklayın.
[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”4″]Rumeli Hisarı[/geo_headline]

Rumeli Hisarı, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaklaşık 4 ay gibi kısa bir sürede İstanbul’un fethinden hemen önce Anadolu Hisarı’nın tam karşısına inşa ettiriliyor.

Boğazın kuzeyinden gelebilecek saldırıları önleyebilmek amacıyla yaptırılmış olan Rumeli Hisarı, 60.000 m²’lik bir alana sahip olup yapımında 300 usta ve 800’e yakın işçi çalıştığı biliniyor.

[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”5″]Rumeli Feneri[/geo_headline]

Deniz seviyesinden yaklaşık 65 metre yükseklikte olan Rumeli Feneri, savaş gemilerinin İstanbul boğazından Karadeniz tarafına geçişini kolaylaştırmak amacıyla yapılmış bir fenerdir. Garipçe Köyünde bulunan Rumeli Feneri ve çevresi hafta sonu etkinlikleri için oldukça ideal bir yerdir.

[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”6″]Hz. Yuşa Tepesi & Türbesi[/geo_headline]

Yuşa Tepesi, İstanbul’un ilk yerleşiminden bu yana kutsal topraklar olarak kabul edilmiş olup, önceleri Zeus tapınağının bulunduğu ve Bizans döneminde bu tapınağın kiliseye dönüştürüldüğü bilgisi çoğu kaynakta yer alıyor.

Hz. Yuşa’nın boyunun çok uzun olduğu biliniyor. Mezarının uzunluğu ise 17 metredir. Ancak bunun sebebi naaşının boyu değil, kabrin neresinde yattığı bilinmemesindendir.

Hz. Yuşa Tepesi’nin Sırrı

Bu kabrin Yuşa’nın (a.s.) kabri olduğu şeklindeki inanç, Beşiktaş’ta türbesi olan Yahya Efendi Hazretlerinin bir kerametine dayanmaktadır. Gerçekte ise kabrin, Hz. Yuşa’ya (a.s.) ait olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü Hz. Yuşa’nın (a.s.) kabrinin Nablus veya Halep yakınındaki Maarra şehrinde olduğu da söylenmektedir. Yine Yuşa’nın (a.s.) İstanbul’a gelip gelmediği de bilinmemektedir. Buranın Bizans döneminde kutsal bir yer olarak kabul edildiğine bakarsak buradaki kabir, velilerden veya havarilerden birine ait olabilir.

  • Hz. Yuşa Türbesi hakkında detaylı bilgiler için tıklayınız.
  • Giriş Ücreti : Giriş ücreti yoktur.
  • Konum bilgileri için tıklayınız.
[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”7″]Pierre Loti Tepesi[/geo_headline]

Pierre Loti Tepesi adını Türkiye’ye aşık 1850-1923 yıllarında ülkemizde yaşamış Fransız şair Pierre Loti‘den almaktadır.

Zamanında burada yaşamış ve Türkiye’yi çok sevmiştir. Kahvehanesi olduğu bilinir. Ölünce sevenleri tarafından buraya onun adı verilmiş.

Günümüzde insanlara yiyecek/içecek hizmeti veren bir işletme tarafından kullanılıyor. Haliç manzarasına karşı gözlemenizi alıp çayınızı yudumlayabilirsiniz.

  • Pierre Loti Tepesi kahvaltı fiyatları ve detaylı bilgi için tıklayınız.
  • Giriş Ücreti : Giriş ücreti yoktur.
  • Konum bilgileri için tıklayınız.
[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”8″]Çamlıca Tepesi[/geo_headline]

İstanbul’un yedi tepesinden biri olan bu tepe Osmanlı döneminde en çok ziyaret edilen bölgelerden biridir.

Çamlıca Tepesi, İstanbul’un Anadolu Yakası, Üsküdar ilçesi sınırlarında yer alır. Tepe, denizden 268 metre yüksekliktedir ve Çamlıca Televizyon Kulesi burada yer alır. Tepede yer alan Büyük Çamlıca Korusu ve tesisler yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeridir. Bölge özellikle hafta sonları çok kalabalıktır.

[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”9″]Atatürk Arboretumu[/geo_headline]

Arboretum Ne Demek ?

Bilimsel araştırma ve gözlemler için oluşturulmuş ağaç koleksiyonlarıdır. Arboretumlara daha geniş kullanımıyla sadece ağaçlardan oluşan botanik bahçeleri diyebiliriz.

Atatürk Arboretumu Belgrad Ormanları’nın güneydoğusunda 296 hektarlık bir alanın üzerinde oluşturulmuştur. Bu alanda Osmanlı döneminden kalan Kirazlıbent ve 1916 yılında oluşturulan ilk fidanlığını da barındırır.

İstanbul’un huzur veren bahçeleri arasında yer aldığından şimdilerde genellikle hafta sonu kaçamakları için tercih ediliyor.

  • Atatürk Arboretumu hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.
  • Giriş Ücreti : Hafta içi : 7.5 ₺  Hafta sonu : 20 ₺
  • Konum bilgileri için tıklayınız.
[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”10″]Taşhan[/geo_headline]

Kuruçeşme Hanı olarak da bilinen Taşhan, III. Mustafa tarafından 1763 yıllarında atların barınması için ahır olarak yaptırılmıştır. Bir süre sonra da kereste deposu olarak kullanılmıştır.

Tarihi belli olmayan bir zaman diliminden günümüze restore edilerek bu son halını almıştır.

Dizi veya filmlerden görmeye alışık olduğumuz bu yer şimdilerde ufak kafeler tarafından işletilip, sabahları kahvaltı hizmeti veriyor.

[geo_headline style=”colored” type=”round” number=”11″]Bahçeşehir Gölet Parkı[/geo_headline]

İstanbul’da bulunan en büyük suni gölet olma özelliğini taşıyan Bahçeşehir Gölet Parkı, 300 bin m²’lik bir alanı kapsamaktadır.

İçerisinde çeşitli lokantalar, parklar, özel kulüpler ve çay bahçeleri gibi pek çok alan vardır. Bunun yanında pek çok gösteri ve konsere de ev sahipliği yapmaktadır.

  • Bahçeşehir Gölet Parkı hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.
  • Giriş Ücreti : Giriş ücreti yoktur.
  • Ziyaret Saatleri : 07:00 – 20:00
  • Konum bilgileri için tıklayınız.

Mert Bulut

Küçük yaşlarından beri internetin içinde olan içinizden birisi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Bizi desteklemek için lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırak.